Hürriyet

2 Ekim 2017 Pazartesi

'Yaşasın Ne Kadar da İdeolojik Yaklaşıyoruz Birbirimize'

Musa bir masada oturur ve funda gelir. Musa ayağa kalkar buyur eder ve otururlar..
Musa: beni kırmayıp geldiğiniz için teşekkür ederim funda..
Funda: rica ederim musa bey, fakat sizin hastanede olmanız gerekmiyor muydu?
Musa: son birkaç günümü niye hastanede geçireyim ki böyle seninle olmak varken..
Funda: musa bey rica ederim bana böyle şeyler söylemeyin.
Musa: ama neden funda seni seviyorum. (funda masadan kalkmaya çalışır, musa durdurur)
Musa: nolur gitme..
Musa:benden korkuyorsun değil mi?..korkuyorsun benden.Bir iki ay öncesine kadar herkes beni severdi, Allah biliyor ya bende onları severdim.. en çokta halukla seni.. sonra yavaş yavaş çocuklarım ölmeye başladı, torunlarım, etrafımdaki herkes öldü. Artık ne zaman biri sevgiden bahsetse elim tabancama gidiyor.. benden korkmana gerek yok, biliyorum beni kaba buluyorsun ama benim şiddete meyalim vallahi dertten..(sigarasını çeker) ölmeden önce senden küçücük bir şey rica edebilir miyim, çok küçük bir şey gerçekten..
Funda: tamam.. peki yapacağım.
Musa: teşekkür ederim.. bi kere sadece bir kere 'seni seviyorum' der misin? (funda gözlerini kaçırı, etrafa bakar söylemek istemiyordur).. seni seviyorum de (musa bağırarak) 'seni seviyorum de ulan'.. (funda ağlar)
Funda: 'seni seviyorum'..
Musa: (bağırarak) yalan söylüyorsun... (funda masadan kalkar hızlıca gider..)..

bazen çok korkuyorum..
ama bu; aslanlarımı açıklamama engel
olmuyor
çünkü fena halde yaraşıyor birbirine gece ve
balta
ve anneciğim derdi vardı neyin altına giysen
olur bir siyah pantolonum şimdi gibi ay!
tekhnem dolu müfsidle!
bu da caddelerden derviş dervişe gelmeme
mani değildir..
yolları ay bastı mı lambalara koşuyorum ya,
bundan
bunun için kent nesnesi o bıçakla bakunin'di
deştiğim
ki ben devletin taş kestiğini en baştan bilirdim
isa'yı polise doğru
ittuğum zaman.
ellerini el olarak tutmak istiyor ellerim (G)
de ki bunun kaburgamdaki kiliseyle ilgisi yok
değildir
zaten en az on iki kişiden biri haindir
ama gözlerimi öyle yırtma annem ilkokul
öğretmeniydi benim!

sokaklara çıkıyorum sonra kedilerden
görüyorum
gazinolardan
inanmazsın bir taşra kurmuşlar aynı bize
bakıyor
bir yanım asaf halet söylüyor diğer yanım
fabrika
bir şiiri birkaç kalemle yazmak lazımdır
geliyor bana
bugün yepyeni bir imparatorluk öğreniyorum
ekmeğin ağırlığından da yeni bir imparatorluk
örneğin gül dönüyor bir beygiri tasfiye ediyor
şair
arabca akdeniz diyor ben
aynadan dönüyorum ayna
benden dönmüyor

çok sihirli bir kabri söndürüyorum
bir havari morfin gibi anne söylüyor
ağlıyorum bak bir çocuk bak bir çocuk bak
bak bir çocuk çok kötü bir gömlek kuruyor.
belki de yangın çıksa ve ikna edilmiş olurum
torbamı topluyorum ve annem şarkı dinlemiş
olur
korkuyorum çobanım yok metal nazlı pim
aktif
çözmüyorum çözersem kın fena halde
kalınlaşıyor.
manchesterdan geliyorlar ve liverpooldan
geldiler
birazdan padişah mı öldürecekler dedim
bir milyon kadardılar ah atları vardı
artık seni bir çiçek yerine kopartmak
istiyorum sevgilim
işte sahneden indim ve öpüyorum ağzından
annem meç yaptırmazsa iftara geç gelir haz
ey sıkıntının sevdiğim aritmetiği
söyle bana bana söyle, bir kere daha kabz?

inanmışım kaybetmek esrarıdır esrarın.
çıldırmış bir vaşak gibi kaybediyorum
ipimden kurtulmuşum kaybediyorum
birleşmiyor ellerimiz haykırıyor trapez!
tanklar tank olup geçiyor üstümüzden
helvetius haklı devlet şaşkın piyanist kara
memleket sana rağmen ket vururken yarama
şu çıplak çocuk şu tüyük bürk şairi ben
-ve emir 'kun' diyor, doğruluyorum-
bu ülke'den daha bıçkın tamlama bilmiyorum
ayakkabılarını kapımın önünde görmeyi
istiyorum!
çünkü bu,
seni seviyorum içine nal salmak demektir
ve hareketinin bana durdurduğunu akla uyduruyor
oysa seni sevmem toplumu meşru kılar
ve gitmen beni dile indirger sevgilim

zaten kırılmış bir kızsın şimdi dövülmüş bir av
yanmış ırmaklar öneriyorsun toy bedenine
kavmin yanlış tufanlardan geçip duruyor
gözlerime baka baka ağlayıp aşk diyorsun
bir tekkenin ortasına sirk treni devriliyor
ki hala çocuk övmeye duruyorsam bu
'şehrin en uzak yerinden gelen o'nunla
ve izmit'le ve fargo'yla ve horasan'la
ve hafıs'ın beni eve götürdüğü kınla ilgili bir
matkabı
girdiği çene kemiğiyle birlikte söküp
şu karşı ki düğün salonuna ilave
edemememdendir
yoksa orospular ortaokul öğretmenleri
giremesinler diye
babam ve bilhassa dedem
mahallemize yeterinde toplu polis
gönderilmesi konusunda
gerekli telefonları etmiş durumdalar sevgilim!

ama yine de sırf sen sürdürülebil diye ayın
alnında melekçe
ve şüpheye düşmeden  kelebek besleyebilsin
diye bir padişah açıkça
benim alıp kını
öte yana geçmem gerekir
içinden memleketi çekeyim diye
hem düşünsene
bu bizi nasıl imparatorlaştırır..
yoo, hayır! omuzunu açma. omzun ideoloji
taşır.
ve fakat 'dil'e rağmen bütün bunlar sevgilim
ayaklarına beyaz çoraplar giydirmek
istemediğim anlamına gelmeyebilir

çünkü bak süleyman bu sayfadan henüz
geçmiş gibi kül lekesi
ve apaçık kudüsmüş bir zebrayım ben uzun
menzili şiirlere şikar!..
elbet bir gün batar, kuşlar döner, çarmıh
baştan düzenlenir..
ve bana tertemiz eller verir cezayirli o tüccar
o vakit sana bakıyorum kadar büyük akdeniz
cumhuriyetin tersinden tertib ettiği çarşılar
gibi
sonra uzun süre bir takibedebiliyormuşum
hissi...
siz hiç yahudi bir minibüs şöförü düşlediniz
mi?


      (Onur Ünlü)