Hürriyet

10 Nisan 2016 Pazar

Yeni Şeyler

Bugün amerika dan bahsedicek ve bazı istatistikler paylaşacaktım lakin bir şeyler oluyor bir şeyler değişiyor ve gelişiyor hayatta. Buna ayak mı uydurmak lazım yoksa hayatın sana verdiklerini kabul etmeyip inadına kendi istediklerin olabilmesi için ugraşmak ve çabalamak mi lazım diye düşünmüyo değilim. Yeni bir hafta başlıyor bunun la birlikte artık bazı şeyler bitti hic değilse gerçek olan hayatta bitti ama bir yerlerde devam ediyor olacak biten her şey. Ne olucak nasıl dönücek bir şekilde olacak bunlara bakıp öyle devam etmek hayatta kalmak olmasın hatırlamak da olmasın hic bir sey olmasın artık. Artık başka şeyler için artık bu olmasın "artık" , " keşke" olmasın. Hadi iyi geceler.

9 Nisan 2016 Cumartesi

Italyan Birleşmesinin ' Peygamberi '

Merhabalar değerli blog okurlarım..sayenizde 3 aya yaklaşırken 4 bin farklı kişiye ulaşarak yazılarım daha da fazla okunmaya başladı... bugun sizlere Guiseppe Mazzini den bahsedeceğim. İtalyanlar onu yeni italyanin kurucusu Peygamberi olarak anarlar. 19.yy ortası avrupa sinda milleyetçi olmak liberal, liberal olmak da milleyetçi olmak anlamına gelmekte idi. Örnek olarak 1848 devrimleri ulusal bağımsızlık ve birlik mücadelesiyle, sınırlı ve anayasal yönetim talebini birbiriyle kaynaştırmıştır. Bu hiç bir yerde özellikle italyan Birleşmesinin Peygamberi guiseppe Mazzini tarafindan ifade edildiği şekliyle, italyan ulusal akımının 'Risorgimento' ( yeniden doğuş ) milliyetçiliği kadar açık değildi.. Şimdi biraz Mazzini den bahsedelim. .
21 haziran 1805 de Cenova da doğdu.  Yeni italyan (giovine italia) adlı gizli devrimci örgütün kurucusu ve Risorgimento hareketinin önderi italyan vatansever ve devrimci uzlaşmaz bir cumhuriyetçi olarak, italyanın birliğinin ve bağımsızlığının sağlanmasinin ardindan Savoie hanedani önderliğinde kurulan meşruti monarşiyi reddetmiş ve sürülmüş bir önder. Mazzini italya yi "papa yada kral değil" ancak bir halk hareketinin kurtarabileceğini savunmuş bunun adina savaşmış ve italyanin bugun ki haline almasında büyük rol oynamıştır ..

8 Nisan 2016 Cuma

'Cennetteki Kişiye'

Hiç olmayacak olanlar için, hiçliğe yazılmış güzel bir kaç  dize..

Her şeydin, aşkım, benim için
Yeşil bir adacık, aşkım, denizde
Bir sunak ve bir çeşme
Baştanbaşa masal meyveleri ve çiçekleriyle
örülmüş,
Ve bu çiçeklerin hepsi benimdi.
Ah, fazla parlak bir düş uzun sürmek için
Ah, yalnızca kararmak için yükselen
Yıldızlı umut
Gelecekten bir ses haykırır
Devam. Devam - diye
Ama geçmişin (karanlık körfez) üstünde
yatar
Korkuyla dolu ruhum, sessiz ve, devinimsiz,
Çünkü, yazık. Yazık ki söndü
Benim için yaşam ışığı
Artık- artık- artık
(Böyle bir lisan tutar ancak ağırbaşlı
Denizi kıyıdaki kumlara karşı)
Çiçek açmayacak gök gürültüsünün sarstığı
ağaç,
Ne de vurulmuş kartal süzülecek göklerde.
Ve günlerimin tümü esrimiyle geçer,
Ve geceleyin rüyalarım
Senin rengini unutmak istemediğim gözlerinin ışıdığı,
Ölümsüz ırakların kıyısında
Göksel danslar eden adımlarının
Parladığı yerlere ilişkindir.

   Edgar Allan Poe

7 Nisan 2016 Perşembe

"Her şeyden biraz kalır"

"Her şeyden biraz kalır"
Diyor birileri, çoğulluk haklılıktır.
Kavanoz da biraz kahve
Kutuda biraz ekmek
Ve insan da, insan da biraz acı...

Tabi bunlari uzatmak mümkün, herkesin veya her şeyin her nesnenin 'biraz' bir şey diyebilceğimiz anlam vardır zaten. Eğer her şeyde insanda, toprakta, güneş de ve bulutta ve kalem de, kağıt ta ve giysinde ve ayna da ya da baktığın gördüğün her hangi bir şey de en anlamsız diye sınır koyduğumuz bir varlıkta bile bir anlam yüklemişizdir. Yok eğer yüklemediysen garip o zaman. Ama en güzellerinden bir tanesini de Turgut Uyar bizlere bırakmış; Kavanoz da biraz kahve gibi, insan da da biraz acı tabi biraz da mutluluk.. ama en kötüsü ne biliyor musun sevgili okur; değişmek ya zamanın geçmesi ve insanın değişmesi..keşke bir şeyler olmasaydı da 'insan' değişmeseydi veya değiştiğini yada değişikliği anlaşılmasaydı. Keşke Adem o elmayı yemeseydi hatta kendi nefsinden olan Havva'ya aşık olmasaydı..dünya daha güzel bir yer olabilirdi.

6 Nisan 2016 Çarşamba

Para Arzı Manyaklığı

Merhaba arkadaşlar..Bir kaç gündür yazılara ara vermek durumun da kaldım o yüzden özürlerimi sunuyorum sizlere. Malum ülkemiz de dünya da bi tüketim talebi aldı başını gidiyor, nereye baksak nereye gitsek aynı şeyler farklı isimler altın da çoğalıyor. Bunlardan markalaşanlar yırttım gözüyle bakıp bir sonra ki üretim de kalitesizliğe gidiyor bunu da klasikçiler gibi kişisel çıkar veya neo iktisatçılar gibi fayda üzerinden değerlendiriyoruz. Ve biz almaya da hala devam ediyoruz ödediğimiz ücret marka ama üretilen yer asya ülkeleri çin hindistan gibi. Orada zaten iş hukuku diye bisey de olmadığı için eli bir şeyler tutabilen herkes emekçi oluyor malesef. Neyse orada üretim maliyet max 5 dolar kişiye ödenen ücret günde max 5 veya 10 dolar onun avrupa pazarına gelmesi de 5 dolar ve satılması 100 dolar o da minunumlardan hesaplarsak.  1992 yılın da amerika başkanlık kampanyası sırasında bill clinyon'ın ofisinin duvarında 'işte bu ekonomi, aptal ' yazıyordu arkadaşlar ve amerika özellikle 90 sonrasi ekonomiyi kendi lehine öyle çevirdi ve küreselleşti  ki adamlar gözlerimizin önünde resmen herkesi yedi bitirdi. Ama yasal olarak sorun yok bize ne biz sunduk siz yaptınız veya aldınız dediler veya derler. Bizler ise kendi ülkemiz için ele alırsak partilerimiz iktidarı elde etmek için ekonomik büyümeyi artırma, enflasyonu düşürme, yoksulluğu ortadan kaldırma gibi sözler vaatler verip iktidar ele geçtikten sonra verdikleri sözler için ilk önce alacaklarını yapıp sonra o sözlerin bir kısmını yaparlar ve böylelikle ülke 10 yıl da reel anlamda %1 anca büyür..

3 Nisan 2016 Pazar

Protestan Ahlak ve Biz (İslam)

İyi akşamlar..mutlu pazarlar arkadaşlar. Bugün dinlediğim bir sohbet üzerine aklıma protestan ahlak geldi ve karşılaştırarak yazmak istedim.. İlk önce protestan ahlak'ı tanımlayalım. Protestan ahlak inancına göre cenette gidecekler bellidir, insanlar doğduklarında ya bir yetenek ya da bir ün şöhret olarak eğer gelirler ise bunlar bir işarettir ve bu kişiler cennete gidecektir. Diğerleri ise anca zengin olurlarsa cennete gideceklerdir sonradan kazanılan varlık, zenginlik ile. Bu yüzdendir dünya nın %10 kısmının zenginliği %90 lık kısma eşit hatta daha fazla ve bu %10 luk kısımın köklerinde hristiyanlık ve yahudiliğin protestan ahlak kısmına mensuptur. Cennete gidebilmek için zengin olmak ve bunun için her yolu kullanmak istemişlerdir ve başarılı da olmuşlardır. Bazı görüşler vardır tabi ki buna karşı özellikle yahudiliği yüceltmek için aslında biz doğuştan farklıyız ve zenginiz derler ama benim fikrim bu anlayış için zengin olmuşlardır. Ve bize gelirsek.. İslama, müslümanlığa.. biz çok garibiz ya özellikle türk müslümanlar yani türk derken türk kürt laz hepsi içerisinde.. Çünkü bizim atalarımız cihana hükmederken bile dervişliği erenliği tercih etmişlerdir tahta dünya ya ama gidememişlerdir, bu sadece osmanlı değil, selçuklu da öyle taa ki karahanlılara kadar öyle müslümanlıktan sonraki bizlere kadar öyle..ama bize göre perdenin ardında neler olur neler biter...biz inanırız ki olduran da öldüren de başkadır. kimi tacı tahtı bırakır koyulur yola, kimi taç taht için çıkar yola. Altında kıymet olsaydı kainat altından olur. Seninle gelmiycek olanlar için sen neden uğraşırsın ki, he sen eğer sahip olamayacakların için biriktirirsen o sana sahip olur vesselam be. :)

1 Nisan 2016 Cuma

Cuma Hikayesi

Hz. Ibrahim bir gün Allah'm dedi ölüleri nasıl dirilttiğini göster bana.. Rabbimiz de inanmıyor musun yoksa diye cevapladı.. Hz. İbrahim de gözümle göreyim gönlüm de tam yatışsın dedi ve bunun üzerine Rabbimiz ona 4 kuş almasını ve bu kuşları kendine alıştırmasını buyurdu. Mevlana hz. Der ki bu Dört kuş  kaz, tavuz, horoz ve kargadır. Hz. Ibrahim kendine buyrulduğu üzere kuşlari kendine alıştırdı. Sonra da Rabbimiz, onları kes ve her birini Dört tane dağın üzerine bırak diye buyurdu. Ibn-i Isak'n bahsettiğine göre daha da hayret verici olması için, kuşların parçalarını birbirine karıştırdı hz. İbrahim. Ve o karışımlari 4 ayri dağın tepesine koydu. Kuşlarin başlarını eline aldi, dağları gören bir yere geçti ve Allah'n izni ile gelin diyerek parçalanmış kuşları çağırdı... bu  parçalar, kanlar, tüyler her birisi kendi bedenine uçuştu, sonunda önceki hali gibi bir ara ya geldiler bir tek başlari yoktu. Hz. Ibrahim bir daha seslenince ayaklari üzerine koşarak ona geldiler ve  başlarini giyindiler.. Şimdi nedir kıssa dan hisse canlar,  hz. Ibrahim inanmaz mi ki Allah'm bana dirilmeyi göster diye.. ne der oysa ki ayette  ibrahim inandigi hal de görmek de istedi kalbi tam tatmin olsun istedi.. demek ki araştirin dogru için mücadele edin..