Hürriyet

31 Mart 2016 Perşembe

Bu nasıl bir şiir kıtası Allah'm

....Yazdiklarima sakın darılma Allah'm
Meleklerin bunlari sana söylemezler,
Artik pek yarattığın gibi değil dünya
Insanlar hem sabuna karıştı hem suya
Ne olursun hoşuna gitmediyse eğer,
Yazdiklarima sakın darılma Allah'm.

Sana birsey soracağım affet Allah'm
Beş vakit kızlar doluyor camilerine
Beyaz yaşmaklı, beyaz tenli
Masum kızlar
Benim bir defa görüşte yüreğim sızlar,
Sen tutulmadin mi içlerinden birine
Sana bir şey soracağım affet Allah'm...

    Turgut Uyar

30 Mart 2016 Çarşamba

"aaa tabi"

.....Baylar,  tekrar salona dönüp beklemeye başladılar. Çok geçmeden nota sehpasıyla annesi, notalarla babasi ve kemaniyla kız kardeşi çıkıp geldi. Sonra kız kardeşi, hiç acele etmeden gerekli hazirlıklari yapmaya başladı. Daha önce odalarını hiç kiraya veremediklerinden, kiracı Baylar karşı kibarliğı aşırıya vardıran Anne ve babasi sandalyelere oturmayi bir türlü göze alamamış, babasi sağ elini üniformasının iki düğmesi arasında ki boşluğa sokarak kapiya yaslanmişti. Ancak annesi, baylardan birinin buyur etmesi ûzerine bir sandalyeye çöktü. Fakat sandalyeyi Baylar o anda rastgele bir yere koyduklarından dolayisiyla annesi salonun bir köşesinde kalmıştı.  Derken kiz kardeşi çalmaya başladı. Anne ve babasi, bulunduklari yerden, kiz kardeşinin ellerinin hareketlerini dikkatle izliyorlardi.  Sonra bir ara başını kaldirdi ve salonun kapisindan içeri bakti. Evdekilere besledigi ilgi eskiden beri hep göğsünü kabartmıştı.  Oysa simdi saklanip gizlenmesi için bir çok neden vardi....

29 Mart 2016 Salı

Kahve İçmek

İyi akşamlar arkadaşlar..bu ara sınavlar yüzünden akşamları yazmak zorunda kaliyorum ve sanırım bu yüzden okuma oranım da biraz düşüklük meydana geldi ama kilit kitle kalıcı hep MaşAllah :)
Biz bilgimizin zekatını kullanarak veriyoruz ya bir şeyler yaparız ya okuruz ya yazariz. Kitabi elimize alıp boş bilgi için bakmayiz. Konu başlıkta ta bahsettiğim ve benim de tiryaki kısmına gelmeye başlamış iken yazayım dedim. Kahve içmek şuan ki gibi artık insanlara iyice sindirilmiş bir program gibi. Yani insanlar kitleler halinde hep aynı fikir de aynı hislerle kahve içiyorlar ki Ben ve benim çevremdekiler de öyle zaten. Ama kahve içmenin bu kadar bugun ki kadar halini alması 19.yy da başlar ve sömürgecilik üzerine başlar. Yani tabanında bir insan suçu olan bir sey bugun dünyanın her yerinde en yaygın kitlesel birliktelik olarak söyleyebilir. Yani derim ki insanlik suçu işliyoruz, tiryakisi olsak da. Bunun için yaygınca gidilen yerlere bakınız suçlu ise suçun temelinde var olmasını sağlayan ise onlardır... Kahve içmek böyle bir şeyle ne alaka de diyebilirsin ama Ben sana farklı bir pencere açtım, sen ister aç bak ister kapa...

28 Mart 2016 Pazartesi

Demir Kafes

Merhaba arkadaşlar...demir Kafes demek; araçsal hesaplama bütün toplumsal hayata hakim olacak ve bireysel demokrasinin sinirlamalari içine hapsedilecek demektir. Ne demek peki bu, yani kitleler giderek özel kapitalizmin artan bürokratik örgütlenmesinin sabit ve doğru işlemesine bağımlı hale gelmektedir. Bu örgütlenmelerin yok edilmeleri gitgide daha olanaksız hale gelmektedir. Sadece ütopik hayaller den ibaret olan hümanist değerler; rasyonolizayson aşılamayacak bir teknik verimlilik ve demokratik olmayan yönetim dünyasi karşısinda kanımca alay konusu olacaktir. Şimdi nereden cikti bu? Şöyle ki dışarıya çıkıp bakınca herkes de ayni telaş, ayni ugraş, ayni tek tip kıyafetler, tek tip konuşmalar, gidilen mekana göre şekilde ve davranışlarda değişmeler biz dünyalıları bu bahsettiğim demir kafesi içine hapsetmekte..bu engellenemiyor malum. Temenni ederim ki Ben ve çevremdekiler ve benden gelecek olanlar böyle olmasın sizde dikkat edin biraz ya bu nedir yani..

27 Mart 2016 Pazar

İnsan

Ne denilir ki 'insan' ilgili dünya da hatta uzay da gezegenlerde her şeyi yapan iyi yada kötü her şeyle bir alakası bulunan saçma sapan bir şey yani şey.. buna değinicem ama bir kaç saat önce yazılarımla ilgili bir yorum daha aldım, o da ayri bir gülümsetti beni, şöyle bir yorum geldi bir okur arkadaşım dan; bloglarını okumayalı uzun bir süre olmuş, o küçükken yapılan ağızda biriktirilmiş çekirdek hissi yaşadım'. Çok tatlı ve farkli bir yorum oldu benim için.. Neyse insan konusuna geri gelince, her insan topraktan yaratıldığı üzere herkes de sıcak, soğuk, kirli, temiz bir den fazla şey bir kişi de bulunuyor. Yani bir insan iyi ise onda kötü bir şey de mutlaka vardır. Günümüzde bunun aksi bir insan yoktur. Yada bir insan kötü ise onda iyi bir huy mutlaka vardır. Her insanin tohumu bir buğdayın büyümesi misali su ile olgunlaşır, yoğrulur. Bu su buğday'ın tohumu gül olarak da çıkartır, diken olarak da ama aynı yerden bir gül bir diken çıkarsa bu suyun kabahati değildir, bu daha da evvelinde toprağın içinden gelen bir şeydir. Mesela o toprak çamurdur ve sen hangi su ile büyürsen büyü o çamur senin içinde vardır. Peki var diye o çamurlu şey ne derse neye götürürse gidicek misin? Burayı bende bilmiyorum çözüm belli ama 'insan' dediğimiz şey bunu yokuşa sürüyor ve öyle ömür geçiyor işte..ama karamsar olmamak lazım. Çünkü hz.vahşi var bilen bilir köle iken kafirlerin korktuğu hz.hamzayı öldürmek için tutuluyor ve öldürüyor oysa ki o da hz.hamza da aynı su dan (peygamberden) bir şey alıyordu işte biri gül olarak büyüdü biri diken olarak ama o diken sonra gül olabildi bu bir misal bizim için nedir nasıl olur bilmem..

26 Mart 2016 Cumartesi

Nazım Hikmet

Ya arkadaş dediğim, başladığım her cümle bu mükemmel kişinin ya bir sözünü yada bir şiirini duyduğumda olur genelde hatta hep öyledir. Mesela üstad Necip Fazıl için de hay kurban olduğum ne güzel demiş derim.. Neyse o ayrı bir konunun meselesi. Nazım Hikmet..susarsında su ararsın da su içmek istersin de bir şey olur bir şey gelir bi anda o olan şey senin su ihtiyacını o anlık unutturur ya bende olur mesela arada öyle işte Nazım dan bir şey duymak da öyledir.. Mesela
Iyi günlerim de çok eller uzanır ellerime,
Resmimi baş köşeye asarlar
Fakat demir kapıların, her kapanışında
Üzerime,
Ardında taş duvarların hep kaldığım
Zaman,
Ne arayan beni, ne soran
Eeeehhhh, daha iyi be bunun böyle olduğu
Minnetim ve borçluluğum yalnız sana
Kalsın,
Iyi günlerim de benim uzattığım insan eli,
Nasılsın...

Bakınız işte budur hayat.. gerçeği, hakikati küfür ile kavga ile değil de incelikle vurmak.


25 Mart 2016 Cuma

Bazen

Bazen kelimesi ilkokul da hatta lise de bile bazılarının bazan diye telaffuz etmesiyle beni gülümsetirdi. Şuan aslinda sabah kalktğım da yola çıktığım sıra da gördüğüm bir şey üzerine yazacaktım ama bir anda kütüphanede derslere bakmaya ara verince içimden dedim ki; bazen dünya güzel aslında.. Sonra bu bazenler biraz arttı.. ve devam ettim; bazen çocukluğumuzda ki o anıları hatırlasak o masumiyeti, bazen yine saklambaç oynasak, bazen yine tekrar her gün buluşsak o sokaklar da, bazen yine sonra dan düşününce keşke yapmasaydık dedigimiz şeyleri yapsak, bazen hatırlasak, bazen sadece baksak, bazen sadece sussak, bazen gülsek öyle boş boş, bazen kitaplar arasında kaybolsak, bazen üstad Necip Fazıl olsak, bazen çok ayrı karakterler ama Nazım olsak, bazen koşsak, bazen ağlasak karşı karşıya, bazen vapur da simit atsak martılara, bazen takip etsek birbirimizi gizli gizli, bazen büyük ada da roma dondurması alsak ve o erise elimize doğru, bazen gitsek birbirmizden uzaklara doğru, bazen bir cenazeye denk gelip o musalla taşında bir gun bizde olucaz diye düşünsek,  bazen annemizin elini öpsek sarılsak sıkı sıkı, bazen babamız sırtımızı okşasa, bazen kardeşlerimiz içeri girse elinde ramazan pidesi ile, bazen kırılsak sevdiklerimize, bazen yalnız kalsak, bazen kaybolsak, bazen yolda yürürken 30 yıl sonra bir arkadaşla karşılaşsak, bazen sevginin değerini bilsek.. hadi iyi akşamlar arkadaşlar :)